yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2021 Pazartesi

EJDERHA


Çok basit ve komik aslında. Bir şeyi olması için yalvarırken Allah’a; sanki o şey olsa dünyanın en mutlu insanı olacakmış gibi kandırdığımızda kendimizi ve sonrasında her şeyi boşvermişken, aklımızın köşesinden bile geçmiyorken, eskiden olsa bizi havalara uçuracak o şeyin, bir olayın, bir kişinin gelmesi, o terfiyi almamız, o renk kıyafeti bulmamız, telefonun  bıçak keskinliğindeki sessizliğini bozması ya da... Komik bu işte. KOMİK… Artık hiçbir şey ifade etmemesi, içimizde cirmi kadar bir yer yakmaması çok komik.

Zamanında olmayan her şey anlamını yitirir. Zaman her şeyin ilacıyken; aynı zamanda da katilidir. Bir heyecanın katilidir, belki bir ilk öpücüğün, belki de yalnızlığın katilidir o. Farkında bile olmadan yitirdiklerimiz… Asla bırakmayacağımızı düşündüğümüz kişiler, geçemeyeceğimizi düşündüğümüz sınavlar, bitmeyeceğine inandığımız kabuslar… Her zaman son bulur. Yerine hep dolduracak bir şeyler de getirir ama. Bir gün mutluluğu getirirken bir gün kini de getirir; bir gün merhamet getirirken bir gün de hayal kırıklığını getirir bize. Yanıbaşımıza oturur, durur. Uyurken saçlarımızı okşar, alnımızdan öper. Evimize yerleşir. Haneden biri olur veee kaçınılmaz son;

 SIRADANLAŞIR.

Neden bulutları hep bir şeye benzetmek isteriz? Bir kediye, köpeğe ya da avazı çıktığı kadar bağıran bir surata; kanatlanıp uçan bir kuşa, ağzından alevler püskürten bir ejderhaya belki de. Neden düşüncelerimiz kadar dağınık, şekilsiz, keşmekeş, değişken bir hiçliği somutlaştırmaya çalıştık ki biz? Hep bundan hatamız heep.  Biz hep bundan kaybettik. Olanı kabullenmeyip görmek istediğimizi gördük, hayal ettiğimizi oynadık hep biz.  Sonra içinden o çıkmayınca yıkıldık, ağladık, zırladık. Küfür ettik patronumuza, isyan ettik öğretmenimize belki de bela okuduk sevgilimize. Oysa şunu atladık. BİZ yaptık. Biz  öylece duran bir yakışıklıyı, güzeli tanrılaştırdık. Dedik ki benim geçeceğim ders en zor olanıdır. Ben geçtiğim için en zeki benim. Benim yanımda gezecek kişi en iyi olmalıdır. En zeki, en çok aşık, en çok fedakar olan. Çünkü sadece BİZ dedik biz. Zaten kendi ütopyamızda yaşıyorduk ya beraber.  Bakmadık karşımızdakine, sıra bize gelsin diye dinledik onu. Tanımaya çalışmadık. Sonra o kişi olmadığına kanaat yetirdiğimizde, o işte mutlu olmadığımızda, o elbise de güzel gözükmediğimizde hep suç attık. Bedenini yapamamışlar dedik, soruyu düzgün soramamış, Aaaaaaaa o mu? Sevilmeye layık değil!

Sonra ütopyamızdaki o ''BİZİM'' bulutlarımız, kanatlarını kabartmış uçmaya hazırlanan kuşumuzu, kurtuluşumuzu; saniyeler içinde yok edip yerini bir anlamsızlığa bıraktığında; parmaklıklar ardında kalmış kadar hapsolduk karanlığa. Neden kabullenmedik ki bulutları?

Heves

Ömrü boyunca aynı günü baştan yaşamış insanlar gördüm. Duygular; Keşmekeş,  dağınık, tutarsız,  uçurumun kenarında.  Hatta, evinde yatmadığı...